Aşk İki KişiliktirDeğişir yönü rüzgarınSolar ansızın yapraklar;Şaşırır yolunu denizde gemiBoşuna bir liman arar;Gülüşü bir
yabancınınÇalmıştır senden sevdiğini;İçinde biriken zehirSadece kendini
öldürecektir;Ölümdür yaşanan tek başına,Aşk, iki kişiliktir. Bir
anı
bile kalmamıştır Geceler boyu
sevişmelerden Binlerce yıl
uzaktadır Binlerce kez
dokunduğun ten; Yazabileceğin
şiirler Çoktan
yazılıp
bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek
başına. Aşk, iki
kişiliktirAvutmaz olur artıkSeni bildiğin
şarkılar;Boşanır keder
zincirlerindenSular tersin tersin akar;Bir hançer
gibi
çeksen de sevginiOnu
ancak öldürmeye yarar:Uçarı kuşu sevdanınAlıp
başını
gitmiştir;Ölümdür
yaşanan tek başına.Aşk, iki
kişiliktir. Yitik bir
ezgisin sadece
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk
hıçkırır Gece camlara
sürtünürken; Çünkü hiç bir
kelebek Tek başına
yaşamaz sevdasını, Severken
hiç bir
böcek Hiç bir
kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek
başına,
Aşk, iki kişiliktir.Temmuz
1993
Ataol
Behramoğlu
zaman yok eder...
tarih tekerrür eder..
...
sizin oluleriniz mezarliklarin otesine gecip yildizlarin arasindaki yolculuklarina ba$ladiklarinda sizi ve dogduklari topraklari sevmekten vazgecerler. yakin zamanda unuturlar ve asla geri donmezler. bizim olulerimiz kendilerine varolmayi bagi$layan bu guzel dunyayi hicbir zaman unutmazlar. son kizilderili de yok oldugunda ve benim kabilemin varligi beyaz adamlarin arasinda bir efsaneden ibaret oldugunda bu kiyilar kabilemin gorunmez oluleri tarafindan ku$atilacaktir. cocuklariniz kendilerini bo$ alanlarda, dukkanlarda, yolsuz ormanlarin sessizliginde yanliz sandiklari zamanlar yanilacaklar! gece olup da, $ehirlerinizin ve koylerinizin caddelerine sessizlik coktugunde ve siz onlari bo$ sandiginizda aslinda oralar bir zamanlar uzerinde ya$ayan ve bu guzel topragi hala seven geri donmu$ ruhlarimizla dopdolu olacak. beyaz adam hicbir zaman yanliz kalmayacak
Her Şey Sende GizliYerin seni çektiği kadar ağırsınKanatların çırpındığı kadar hafif..Kalbinin attığı kadar canlısınGözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...Sevdiklerin kadar iyisinNefret ettiklerin kadar kötü..Ne renk olursa olsun kaşın gözünKarşındakinin gördüğüdür rengin..Yaşadıklarını kâr sayma:Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;Ne kadar yaşarsan yaşa,Sevdiğin kadardır ömrün..Gülebildiğin kadar mutlusunÜzülme bil ki ağladığın kadar güleceksinSakın bitti sanma her şeyi,Sevdiğin kadar sevileceksin.Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değerVe karşındakine değer verdiğin kadar insansınBir gün yalan söyleyeceksen eğerBırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasretVe sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsınUnutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksınGüneşin seni ısıttığı kadar sıcak.Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsınVe güçlü hissettiğin kadar güçlü.Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..İşte budur hayat!İşte budur yaşamak,bunu hatırladığın kadar yaşarsınBunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsünVe karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursunÇiçek sulandığı kadar güzeldirKuşlar ötebildiği kadar sevimliBebek ağladığı kadar bebektirVe her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,Sevdiğin kadar sevilirsin...
Yürümek;
yürümeyenleri arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi karanlığın gözüne bakarak
yürümek!..
Yürümek;
yürümek!..
Yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..
Yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek
yürümek...
Yürümek;
yürümek...
Yürümek;
yürekten gülerekten
yürümek...
yürümek...
Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine
gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde hüzünlerle yalpalayan
ne varsa gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
birşeyler anlatmak istiyor
hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor gün batıyor
bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım
unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun "niçin"di unutuyorum
gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur
ne ayaz ne de kerpiç kokusu havada unutuyorum
/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)