yağmur...

zaman yok eder...

tarih tekerrür eder..

...

sizin oluleriniz mezarliklarin otesine gecip yildizlarin arasindaki yolculuklarina ba$ladiklarinda sizi ve dogduklari topraklari sevmekten vazgecerler. yakin zamanda unuturlar ve asla geri donmezler. bizim olulerimiz kendilerine varolmayi bagi$layan bu guzel dunyayi hicbir zaman unutmazlar. son kizilderili de yok oldugunda ve benim kabilemin varligi beyaz adamlarin arasinda bir efsaneden ibaret oldugunda bu kiyilar kabilemin gorunmez oluleri tarafindan ku$atilacaktir. cocuklariniz kendilerini bo$ alanlarda, dukkanlarda, yolsuz ormanlarin sessizliginde yanliz sandiklari zamanlar yanilacaklar! gece olup da, $ehirlerinizin ve koylerinizin caddelerine sessizlik coktugunde ve siz onlari bo$ sandiginizda aslinda oralar bir zamanlar uzerinde ya$ayan ve bu guzel topragi hala seven geri donmu$ ruhlarimizla dopdolu olacak. beyaz adam hicbir zaman yanliz kalmayacak

Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine
gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde hüzünlerle yalpalayan
ne varsa gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
birşeyler anlatmak istiyor
hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor gün batıyor
bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım
unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun "niçin"di unutuyorum
gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur
ne ayaz ne de kerpiç kokusu havada unutuyorum
/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine